31 Ocak 2018 Çarşamba

"BÜTÜNCÜL YAKLAŞIM" İLE ŞİKAYETLERİMİZDEN ARINMA

 "BÜTÜNCÜL YAKLAŞIM" İLE ŞİKAYETLERİMİZDEN ARINMAYA ÇALIŞACAĞIZ 

Biz toplumca bedenimiz hakkında olması gerektiği gibi bilgili değiliz. Maalesef. Ben dahi FeMemi iyi edebileyim diye bunca bilgiyi öğrendim. Kendime yardımcı olabilmek için.

Beden sağlığı dendiği zaman ne anlamak gerekir? Hasta olmamak mı? Hasta olunca tedavi olup geçip gider mi dersiniz? Vücudumuz da hasta olan  sadece belirti veren yer midir? Hasta oluncaya kadar bedenimize istediğimiz gibi hoyrat davranma hakkımız var mı? Hastalığı çekmek bu kadar kolay mı gözüküyor? Gelince gideceği garanti mi? Hastalığın maddi manevi bedellerini çekmek basit mi? 

Tabi ki hayır. Olan şikayetleri temizlemekle ve hastalıkların gelmemesi için hem "bütüncül yaklaşım" ile temizleyeceğiz hem de "holistik yaklaşımı" benimseyip yeniden ve yenilerinin de gelmemelerini sağlayacağız. 

İleri evre FM vücudumuzun artık her yerinde aktiftir. Neremde ne var bulması zor oluyor. FM linin aktif çalışan şikayeti tek olabileceği gibi üst üste aynı eş zamanlı birçok şikayetleri çalışıyor olabilir. Bir değil birçok belirtiyi bir arada yaşıyor olabilir. GÖRÜNÜR şikayetleri de eşlik edebilir. Ben her yerimde bir çok şeyi bir arada yaşayan biriydim. Görünürler görünmezler..Bu yüzden bütüncül yaklaşım en iyi çözüm. Peki nedir bu bütüncül yaklaşım?

İnsan bedeninde görev alan neler var? Resimde bazılarının görüldüğü gibi organlar, damarlar, lenfler, sinirler, kemikler, dokular, hücreler, zarlar, ten, enerji beden, ruhsal...FM den yaşadıklarımız da var FM den bağımsız yaşadıklarımız da. Bunların bir veya birkaçında sorunlar oluştu mu bedenimizin dengesi bozuluyor ve zamanla diğer sistemleri de bozuyorlar. Çünkü bedenimizin sıralı düzenli sistematik olarak bir çalışma sistemine sahip. Bir dengesi var. Aslında biolojik bir makine gibi düşünebilirsiniz. Nasıl ki bir arabaya benzin koymazsanız çalışmaz bizim de yakıtlarımızı vermezsek vücut çalışamaz hale gelir. Nasıl ki makinaları yağlamak gerekiyorsa bizim de kemik başlarımızda eksilenleri yağlamak misali eklememiz gerekiyor. Nasıl ki çaydanlık lavabolar kireç tutuyor kireçlerini söküyorsak kireçlenen bedenimizin de kireçlerini çözmemiz gerekir. vb.. gibi. Zamanla eskiyoruz tüketiyoruz. Haliyle vücudumuzun şikayetleri başlıyor. Aslında burada vereceğim tüm bilgiler herkese lazım bilgiler. 

Benim bunca ağrılarım-acılarım-yaralarım-yanma-donmalarım-halsizlik -güçsüzlük-çalışmayan ADH- suyu tutamayan bedenim-zihinsel sorunlarım ve s.o.s veren tüm organlarımla ne tek tek her birine çare arama lüxüm vardı ne de hangisi nereden kaynaklanıyor tespit edebilen bana çare bulabilecek bir dr.um rehberim vardı. Yaşamıyordum bu hayatta bulunuyordum. Bir çok çareye başvurmuştum sonuçsuz kalmıştı bi de. Bu başvurmalar bedava da olmuyor haliyle.  Tek tek uğraşmak da çözümlemiyordu baktım.. 

Bu yüzden ben de mantıken bir şey bir çok şeye iyi gelecek ve benle beraber evimde her an başvuracağım bir şeyler olsun dedim. İşte bu mantık çerçevesin de bütüncül yaklaşımla zaman içinde kendimi toparladım. Öyle bütün bedenin bozulmuş haliyle tedavisi de zaman alıyor. Zamanla düzeliyorsun. 

-Manyetikler ve iyonize su bir çok katkı sağladı.
-İltihaplarım için tedavi gördüm. Ve vücudum sürekli iltihap üreten bir yapıda olduğu için bitkisel antieflamatuarlar kullanıyorum.
-Kan değerlerimdeki eksikliklerimi doldurdum ve artık seviyesini koruyorum.
-kireçlenmelerimin çözülmesine özen gösteriyorum. 
-kemiklerimin sıvılarına-kolajen dokularıma destek veriyorum.
-omurga masajı ile fıtıklardan kurtuldum. Masajlanma ihtiyacımız bir gerçek. Özellikle kulunçlar sık sık biz de nükseder. Biz bunun için masajlı yatak aldık. Tensi var projektörü var. 3 lü fayda. Bazı kişiler de omuz çıkması, göbek düşmesi, çene çıkması bel kayması kalça çıkması gibi sorunlar yaşadığından da haberleri olmayabiliyor. 
-Olmam gereken ameliyatlarımı oldum. Safra, burun eti ve burun kemiği eğriliği.
-düşünce sistemimi değiştirdim. Hayır demeyi öğrendim. İnsanlar değil artık kendimi öncelikli buluyorum. Mesela bana fm teşhisi konduğunda çaresi olmayan bir sorun olduğu için diğer fm lilerin nasıl başettiği benim için çok önemliydi. Ama somut sonuç bildirenler yoktu. Bu yüzden kendimi normal yaşama getirince bu bilgilere benim gibi ihtiyacı olabilenler için sunuyorum. Mesela başlarda bu magnetleri alsın faydalarını yaşasınlar diye çok ikna etmeye çalışırdım. Bana iyi gelmiş ya nasıl seviniyorum insalara faydalı bir şey buldum diye de ayrıca.. İnsanları tanıdıkça gördükçe kendimi paralamamayı öğrendim. Şifa da nasip işi sonuçta. 

Yani hem kendimi düzelttim hem de bu düzelmeleri korumaya çalışıyorum. Destek ürünlerimle. Bunlara rağmen şikayetler hiç çıkmıyor diyebilir miyiz? Mesela geçen günü ev işi yaparken ters bir hareket yapınca boynumda bir acı ile şişme oldu. Damar damar üstüne binmiş gibi oldu. Evimde her şeye bir krem, yağ, acil durum spreyim bir sürü çare çözüm malzemelerim var. Hemen sprey krem ile masajladım. Geçti gibi. İlerleyen saatlerde kulağımın uç yerinde bir acı başladı çenemi açarken acı oluyordu. Bu yoktu nereden çıktı peki? Bugün ensemde oluşan sorun sebebi olabilir diye ensemdeki tamamen geçmemiş şişliği masajlayıp geçirdim ve kulağımdaki yer de geçti. (Bence ev işine başlamadan önce de ısınma hareketleri yapmak gerekiyor bununla da ona karar verdim.) Veya soğuğa fazla maruz kalmışsam.. Dişim iltihaplanmış tedavisine uzunca süre gitmeyip tüm vücudun iltihaplanmasına neden oldum. Bu iltihapları temizlemek uzun zamanımı aldı. İltihap ağrıları müthiştir tabi. Veya asitli içmek faranjitime dokunuyor ama iyileşmesini suiistimal edip bir değil iki değil her gün yasak olan asitli içmeye başladığımda haliyle sızlamalar başlıyor tabi. Bir gencin  önerilerimle sonunda ağrıları geçmişti. Bir gün ağrılarım gene başladı dedi. Neden sonra başladı dedim. E artık iyiyim deyip sahil de 80 kg arkadaşımı sırtladım ondan sonra dedi. Bir başka genç de sonunda karşılıklı rehberliğimle iyiyim artık abla sonucuna geldi. Fitnese gitmek istiyordu sakın gitme dedim. O biz FM liere ağır geliyor. Ama dinlemeyip gitmiş tabi. Bana abla ağrılarım başladı dedi. Bi de çıkınca ince bir tişörtle rüzgara karşı yürüyerek eve geliyormuş. Bak bak bak.. Bir fm li yine gece bir gömlekle maç izlemeye gitmiş. Donmuş orada tabi o gece müthiş ağrıları başlıyor. Ölüyorum ağrıdan ne yapsam diye aradı. Dr a gitmiş bir şey bulamamışlar da. Bundan olmuş olabilir mi sordu. FM bu hataları affetmez. Yani iyileşmelerimizi korumak kendimize bağlı. 

Bir de şu var. İnsanlar zannediyor ki (ben de öyle zannederdim tabi) iyileşince bir şey yapmayacağız o öyle gidecek. Oysa insan kullanan ve tüketen varlık. Bir de çevre koşulları beslendiklerimizin kalitesizlikleri ile birleşince.. 

Beslenmeme de dikkat edip ve egzersizle de vücudumu desteklemek ile işte normal bir yaşantıdayım hamdolsun. 
Darısı sizlerin başına. 

Sıradaki konuda da kullandığım destek ürünler hakkında bilgi vereceğim. 

FM rehberiniz Gül Banu Aker



29 Ocak 2018 Pazartesi

MANYETİK ALAN NEDİR? MANYETİK TERAPİ NEDİR? İŞLEYİŞİ NASILDIR?





MANYETİK ALAN NEDİR? MANYETİK TERAPİ NEDİR? İŞLEYİŞİ NASILDIR?

Manyetik Alan Nedir?

Manyetik alan hareketli ve elektrik yüklü zerrelerin, güç etkisinde kaldığı boşluk olup atomların içindeki elektronların çekirdek etrafında ve kendi etraflarında dönmeleri sonucu oluşur. Manyetik alan doğrudan gözle görülemeyen veya kolayca hissedilemeyen fakat sonuçları görülebilen veya hissedilebilen bir olgudur.

Manyetik terapi,manyetik alan gücünün organizmamıza iyileştirici etkisidir. Organizmadaki hücre ve dokuların biyomanyetik zarla çevrili olduğu saptanmıştır. Bu zar organizmamızı çevremizde bulunan manyetik alanların zararlı etkilerinden korur. Her canlı hücre manyetik dalgalarla çevrilidir. 

Manyetik alan, kan dolaşımına da olumlu etki eder. Manyetik alan tedavisi sayesinde, bedenimiz için hayati önemi olan maddelerin (vitaminler, mineraller, mikroelementler, proteinler) sindirimi ve zararlı maddelerin organizmadan atılması proseslerini hızlandırır.





Biyomanyetoloji ilkelerine göre, tüm maddeler dolayısıyla tüm canlılar, zayıf ya da güçlü birer manyetik özelliğe sahiptirler. Her mekanda dolayısıyla tüm canlıların içindeki ve dışındaki tüm boşluklarda yüksek yada düşük birer manyetik alan mevcuttur. İnsan vücudu aslında her hücrenin kendine özgü elektrik devresi olduğu bir elektromanyetik makinedir ( Paulines, 2002). İnsan vücudundaki manyetik alan, biyoelektrik yüklerinin hareketinden meydana gelir. Biot – Savar Teorisine göre, hareketli elektrik yükleri manyetik alan oluşturur. Biyoelektrik oluşan herhangi bir bölgede mutlaka manyetik alan vardır. Dolayısıyla kalp, adale, sinir ve beyin gibi organlar belli bir manyetik alana sahiptir. İnsanı oluşturan maddelerin birbiriyle haberleşmek için kullandıkları manyetik alanın sinyalleri birbiriyle uyum içindedir. Bu sinyaller dünya manyetik alanı ile de uyum içindedir, (Widgery, 2002).


İnsanın kendi iç manyetik alanı ile dünyanın oluşturduğu manyetik alan arasındaki uyumluluk çeşitli nedenlerden dolayı bozulabilmektedir.

İnsanlar elektro manyetik canlılar olduklarından anlayışlarını geliştirdiklerinde, belli bir bilinç düzeyine ulaştıklarında, kendilerinde kuantum sıçrama denilen durum meydana geliyor. Yani elektronların bulunduğu orbitalden diğerine sıçraması hali. Bilimsel olarak konuyu şu şekilde de dile getirebiliriz: Enerji ( düşünce) birimin aurasına çarpar, kişi o bilgiyi alma kapasitesine sahip değilse auradan geri yansır ve o bilgiye ulaşılamaz. Ancak o varlık belli bir bilinç düzeyine ulaşmışsa o bilgi, auradan kırılarak hipotalamusa gelir ve kişi bu bilgiyi algılar. Okuyan araştıran ve öğrendiklerini idrak edip hayatına yansıtan kişiler zamanla kuantum sıçrama yaparlar. Bu şekilde insanın da aurası genişler.

MANYETİK ALAN HIRSIZLARI, MANYETİK ALAN VAMPİRLERİ ELEKROMANYETİK DALGALAR (ELECTRO SMOG))

İnsan vücudunun manyetik alanla olan dengesini bozan etkenlerden birisi de kimyasal kirleticiler, haberleşme frekansları, elektrik güç taşımalarından gelen sinyallerle çevrenin kirlenmesiyle ortaya çıkar. Toksik madde radyasyon gibi kirleticilerden gelen sinyaller canlının elektromanyetik dengesini bozmaktadır, (Widgery, 2002). Araştırmacıların insan tarafından yapılan elektromanyetik kirlilik veya smog olarak bilinen elektromanyetik alanın birikimli olduğunu ve genel keyifsizlik, boyunda sertlik, göğüs acısı, hafıza kaybı, baş ağrısı, kalp atışında ve kan kimyasında değişime uğratma, sindirim ve dolaşım sorunları oluşturabilmektedir. Elektro smog adı verilen teknolojinin beraberinde getirdiği elektromanyetik kirlenme, insan sağlığını tehdit eden ciddi unsurlardan birisidir. Yüksek gerilim hatlarından cep telefonu dalgalarına, radyo ve TV dalgalarından ev ve iş yerlerindeki bilgisayar ve elektrikli diğer eşyaların yaydığı elektromanyetik dalgalara kadar maruz kalınan elektromanyetik kirlilik sosyal yaşam ortamında hemen hemen her yerde sağlıksız bir atmosfer oluşturmaktadır. Elektromanyetik smog beyinden hücrelere gönderilen sinyalleri engelleyerek vücudun bağışıklık sistemine zarar verir, (Paulines, 2002).

Duyularımızla hisssetmediğimiz için varlığını anlamadığımız ama kendisini baş ağrısı, huzursuzluk, yorgunluk, stres artışı gibi belirtilerle hissettiren cep telefonları, televizyon ve bilgisayar vb cihazlardan gelen zararlı elektromanyetik dalgalar da vücudumuzu kirletmektedir. Sonunda buna eklenen beslenme bozuklukları ve yediklerimiz içinde yeterli mikrobesin olmaması nedeniyle vücudumuz kendini temizleyememekte ve gün geçtikçe kirlenmektedir.

Elektro smog adı verilen teknolojinin beraberinde getirdiği elektromanyetik kirlenme, insan sağlığını tehdit eden ciddi unsurlardan birisidir. Yüksek gerilim hatlarından cep telefonu dalgalarına, radyo ve TV dalgalarından ev ve iş yerlerindeki bilgisayar ve elektrikli diğer eşyaların yaydığı elektromanyetik dalgalara kadar maruz kalınan elektromanyetik kirlilik beyinden hücrelere gönderilen sinyalleri engelleyerek vücudun bağışıklık sistemine zarar verir, (Paulines, 2002)

Elektro smog denen bu manyetik alan hırsızlarının insan aurasını yani manyetik alanımızı eritmesi sonucu fizik bedenimizde hastalıklar başlar. Bu tıpkı dünyanın ozon tabakasının delinmesi gibi auramız da yırtıklar delinmeler olur. Enerji bedenimiz tamir edilmedikçe de fizik bedenimizin tedavileri geçici olur. İyileştirilse de tekrar nükseder.

Cep telefonu zararları üzerinde birçok araştırma yapılmaktadır. Kandaki zararlı proteinlerin ve toksinlerin beyne girmesini engelleyen savunma mekanizmasını devre dışı bırakmaya, yorgunluk, baş ağrısı, deride yanma hissi ortaya çıkarmaya, yüksek tansiyon oluşmasına, baş ağrıları, baş dönmesi ve dikkatin dağılmasına sebep olduğuna dair bulguları elde edilmiştir (Tutev, 2002).

Cep telefonu alzheimer, parkinson ve multiple sclerosis (MS) gibi sinir hastalıklarının oluşma riskini arttırıyor. Kulaklık-mikrofon seti kullananların %80'inde bu tip sorunların olmadığı gözlenmiştir. Bu tip elektromanyetik alanların genelde iki etkisinden bahsedilir. Birisi ısı etkisidir. Çünkü yaydığı enerji, insan vücudundan geçerken bir miktar emilir, tutulur ve içeride bir ısı birikimi oluşur. Bu ısı istenmeyen sonuçlara sebep olabilir. İkincinin etkisi ise canlı organizma içindeki birbirine bağlanmış olan molekülleri, atomları etkiler ve bozar. Organizma kendini tamir eder, düzeltir. Ama bir an kontrolden çıkabilir. Kontrolden çıktığında ise basit bir iki hücrenin ölümüne veya kanser gibi ölümcül bir hastalığa neden olabileceğinden şüphelenilmektedir, (Kalkan, 2002). Ortalamadan yüksek manyetik alanı olan bölgede yaşayan çocukların kanser olma olasılığının daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Birkaç araştırmada ortalama değerden yüksek manyetik alanın bulunduğu bölgede uzun süre kalan hamile kadınlarda zor doğum yaptıkları gözlenmiştir. Yüksek manyetik alanın, anne adaylarının düşük yapma olasılıklarını 3 kat artırdığı vurgulanmıştır, (ARPNSA, 1999).

Resimler de sağlıklı manyetik alanın zamanla erimiş yer yer delinmiş halini görüyorsunuz. Eriyen manyetik alanların olduğu yerlerden de hastalıkların başladığını hasarlanmış dokuların özel çekim görüntüleri de aşağıdaki resimde görebilirsiniz. Kırmızı noktalı yerler...

Manyetik Alan Tedavisi: Hastanın sisteminin manyetik kirliliğinin temizlenmesi tedaviye cevabı ve iyileşme sürecini hızlandırır.
DR. EMEL GÖKMEN


Dünyanın manyetik alanının eridiği yerlerden geçen uyduların bozulduklarını görmüşler. Bu kadar maliyetli uyduların bozulmamaları için eriyen manyetik alanlı yerlerden geçerken kapatmak da çareyi bulmuşlar. İşte manyetik alan bu kadar önemli.


PEKİ NE YAPABİLİRİZ? ÖNLEM OLARAK YAPABİLECEĞİMİZ BİR ŞEY VAR MI? EVET VAR. MANYETİK ÜRÜNLERDEN TAKMAK.
-"Peki nasıl bir etki mekanizması var ki iyi geliyor?" diye sorabilirsiniz...


Manyetik Ürünlerden takmak manyetik alanımızı şarj eder. Benzerler benzerlerine iyi gelir. Rezonans kanunu. Manyetik alanı olan mıknatıs da manyetik alanımıza iyi gelir.


Her şeyin bir birimi ölçüsü olduğu gibi manyetik alanın da bir ölçü birimi vardır. İnsanın M.A ölçüsü 1200 GAUSS dur. Bu değerin altına inmeye başladıkça hastalanmaları da başlar. 400 Gaussun altına düştü mü yaşayamaz.
Manyetik Ürünlerin manyetik alanımızı şarj etmesinden başka işleyiş etkileri var mı?

Manyetik alanımızı şarj etmesinden başka iki tür işleyişi vardır.




















Manyetik alan alıcısı olduğumuz için içimizde manyetik organlar da mevcut. Alyuvarlar (içinde demir vardır) manyetik özelliklidir. Mıknatıs ürünleri ile bu yüzden etkileşime geçer.

MANYETİK ALAN TEDAVİSİ (Uzman Nörolog Yardımcı Doçent Ali Akben)
Hipokrat’tan beri bilinen bir tedavi yöntemidir. Oluşturulan magnetik alan, dolaşan kan hücrelerini potansiyelize ederek, hücrelere ve dokulara oksijenin daha fazla gitmesini sağlar. Hücrelerde biriken çeşitli artık maddelerin ve toksinlerin atılımı da, bu sayede daha kolay hale gelir. Kırmızı kan ve beyaz kan dolaşımında ki bu olumlu değişiklik sayesinde, hastalıklara karşı direnç artar.Magnetik alan tedavisi; ağrı kesici, ödem çözücü ve sedasyon gibi etkileri nedeni ile günümüzün birçok hastalığında başvurulan bir yöntemdir. Oluşturulan magnetik alan, hücrelerimizin oksitlenmesini ve zararlı maddelerin etkisi ile hasarlanmasını engellemektedir. Bu sayede artroz kireçlenme, koroner kalp rahatsızlığı, beyin felci gibi olumsuzluklara karşı adeta korunma sağlıyor.





MANYETİK TERAPİNİN İŞLEYİŞİ

-Koruyucu kılıfımızı yani manyetik alanımızı normale getirir. 1200 gauss değerine. İnsanların manyetik alan değeri 1200 ün altına düşmeye başladı mı hastalıkları başlar 400 ün altına düştü mü yaşayamaz, kalp krizine neden olur, ölür. Manyetik alanımız bizi radyasyon, elektro smoglardan zararlı güneş ışınlarından korur.
-Sinirleri uyarır.

-Uyarılan siniler de hormonları ve iç salgı bezlerini çalıştırır.
-Manyetik dalgaları ile damarları normal seviyede genişletir. Kan akışını rahatlatır. Damarların kalitesini arttırır. Plakalaşmış birbirlerine yapışmış alyuvarları ayırıp, yüzey alanlarını genişleterek her birini ayrı ayrı ve daha çok oksijen taşır hale getirir. Bu da bize enerji sağlar çünkü oksijen atp üretimi sağlar yani enerji üretimi yapılır.
-Migren de ve statik vücut elektriğinde etkilidir. Elektrik akımımızı düzenler. Kalp vücudumuzun jeneratörüdür. Elektrikle çalışır. Unutmayalım ki durduğun da elektrik şoku verip çalıştırıyorlar.

-Kas spazmlarını, kas kısalmasını, kulunç gibi kaslarla ilgili gevşeme yaptığı için kas ile alakalı ağrılar da çok olumlu sonuçlar alınır. Gevşeyen kaslardan lenfler, sinirler ve kan akışı rahatlar.Mesela makatleri daralmışlar (bu yüzden anal fissür çekerler) veya nefes borusu, bronşları daralmışlar, kasları kısalmışlar. Dilin dönmemesi, göz merceğinin kasılması gibi. Baldırları taşlaşmışlar, acılı yürüyenler.. 
- Su çubuğu ile manyetize olmuş su canlı su olur ve sudaki oksijen ve mineralleri patriküllere ayırarak hücrelerin oksijenlenmesini, serbest radikallerden toksinlerden arındırmasını sağlayarak detoks, enerji verme, PH ın yükseltmesi organizmamızı desteklemesi gibi etkileri ile yaşam kalitemizi yükseltmesi...

-Fıtık, migren, kas spazmı sinir ağrısı ten acısı gibi..
-Bağışıklığı dengeler..

-Vücudumuzda işleyişi ile alakalı dengeleme ve uyarımlar yapar. Böylece vücudumuz kendi kendisini tamir etmeye başlar.
-Hiç bir yan etkisi yoktur. Yalnız kalbin de kalp pili bulunanlar takamazlar. Bu yönde bir çalışma yapılmamıştır.

-İç salgı bezlerinin çalışmasını dengeye getirirler.
-Baş dönmesi, menire, barotravma, sinirlilik, doku yenilenmesi.. gibi..

İşleyişi bu yöndedir. Bu işleyişindeki aksaklıklarla ortaya çıkan şikayetlere iyi gelir. Normale yani dengeye getirir. Biyonikleştirmez. Olağanüstü insan haline getirmez. Migren işleyişi ile alakalı sürekli baş ağrıları geçer ama lodos da grip de gene başınıza ağrı girebilir, normal olan bir durumdur. Bu durumda başınıza ek bir iki magnet takıp ağrıyı geçirtebilirsiniz.

Bu hormonların görevlerini bilmek önemli. Endorfin ağrı kesici bir hormondur. Seratonin mutluluk hormonu. Dopamin de mutluluk hormonudur, haz alma duygusu verir, aşık oluca veya iyilik yaptığımızda salgılanır. Bu yyüzden ödül hormonuda denir. Beyindeki sinir hücreleri arasın da iletişimi sağlar. İdrak etme, öğrenme, dikkat, prolaktin hormon salımını engelleme, duygu durumumuzu yönetir. Dopamin, noradrenalini salgılatır noradrenalin adrenalinin tersidir. Adrenalinle yükselen duyguları soğutur.

Dopamin eksikliğin de;Hareketlerde yavaşlama
Sert ve kontrolsüz hareketler
Nedensiz ağrılar
Titremeler
Dikkat eksikliği ve konsantrasyon bozukluğu
Denge bozukluğu
Parkinson gibi önemli hastalıkların oluşmasına neden olabilir. Fazlalığında şizofren...

Serotonin eksikliğin de; depresyona yol açabilir, iştahı bozar ve obezite, anoreksiya ve bulimia nevroza gibi diğer yeme bozukluklarına ve uykusuzluğa neden olabilir. Düşük serotonin sinirli, huzursuz yapar ve depresif ruh haline sokar. Serotonin yükseldiğinde veya yeterli olduğunda ise; moraliniz yüksek olur, rahat uyku uyursunuz, iştahınız azalır ve enerjiniz artar.

Endorfin vücut tarafından üretilen en güçlü uyuşturucudur. Doğan afyondur (morfin). Rahatlık, hoşluk, keyif ve huzur gibi duygularla ilgilidir. Daha çok mutlu bir haber alınca, çikolata yendiğinde veya güzel bir tatlı yendiğinde salgılanır. Ağrı hissimizi azaltır.


Yani eksik salgılanan hormonlarımız bizi mutsuz, depresif, uykusuz, sinirli, iştahlı,ağrı eşiği düşük, kaygılı, dikkat ve öğrenme de düşüklükler gibi bir çok alan da hayatımıza etki etmektedirler. Bu hormonların denge düzeyine gelmesinin önemini vazifelerini bildiğiniz de anlayabilirsiniz.

Bir çok hormonun salgılandığı Hipofiz bezi de alyuvarlar gibi (içinde demir olduğunu bu yüzden etkileşime geçtiğini gözardı etmeyelim) manyetik bir organ.

Japon biliminsanı Prof.Nakagawa "Manyetik alan sendromu" üzerine yaptığı iki tez çalışmasıyle Japon sağlık bakanlığının  manyetik terapiyi destek terapiler içinde yer almasına vesile olmuştur.   







MANYETİK TERAPİ GELENEKSEL ÇAĞLAR ÖNCESİNİN TEDAVİ TÜRLERİNDENDİR

18. YÜZYILA AİT BİR YAZMAYA GÖRE MIKNATISIN DİNSEL-BÜYÜSEL
VE TIBBİ İŞLEVLERİ
RELIGIOUS-MAGIC AND MEDICAL FUNCTIONS OF THE MAGNET
ACCORDING TO A 18TH-CENTURY TREATISE
Özkan DAŞDEMİR* TEZ ÇALIMASINDAN ALINTI PASAJLAR

Risale, Kastamonu İl Halk Kütüphanesi’nde 37 Hk
1071 arşiv numarasında kayıtlı bir yazmanın 1b-12b varakları arasında yer almaktadır.
Yazmadan işte birkaç satır örnek:
“Bir kimsenin kulağı ağrısa, mıknatısı kulağına bağlaya, ağrımaz ola.” (10a)
“Hekim Yakup şöyle demiştir: Eğer bir kişinin ziyade başı ağrısa, bu taşı dövüp
kına ile, sirke ile yoğurup başına koysa, yakı eylese, halas ola.” (10b)
2.8. Göğüs bölgesi: “Bir kişinin çarpıntısı olsa, bu taşın suyunu içireler ve
üzerinde götürse yüreği sakin olur.” (5a)
“Galen şöyle demiştir: “Eğer bir kimsenin idrarı tutulsa, bu taşı o kişinin
boynuna takalar, idrar yolu açılır.” (12b)
“Bir kimsenin kuluncu olsa, bu taşı sirke ile dövüp gezdiği yere yakı edesin, üç
defa böyle edesin, def olur.” (11b)
Uyku problemi: “Ve dahi bir kişi gece uyumasa, bu taşı yanında götürse, uyuya.”
(6b-7a)
Not: yukarıdaki Osmanlı minyatürüdür. Manyetik terapi ile hasta tedavisi resmedilmiş.

Manyetikler üzerine yaptığım tüm dünya kaynaklarından, çeşitli bilimsel araştırmalardan kendi spot resim çalışmalarımla beraber bilgileri derledim. En çok şaşırtan geleneksel bilgiler de geleneksel tedavi olarak kullanmış kişiler oldu. Mozarttan I. kraliçe elizabet'e Hz. Süleyman'dan Sezar'a Kleopatra'ya kadar isimlerin de yer alması oldu. Osmanlı kaynaklarındaki tercüme tez çalışması en güzel örneği.


"4 YILLIK BİR KULLANICI VE DANIŞMAN OLARAK BELİRTMEK İSTEDİKLERİM"


-Bana göre ilerleyen yıllarda herkes dünyanın manyetik alanının ve insanların manyetik alanının ciddi boyutta erimesinden dolayı  manyetik ürün takmak zorunda kalacaklar. Bu bilgiler henüz çok yeni bilgiler. Manyetik alan yoksunluğu görünmeyen nedeni anlaşılamayan şikayetlere sebep oluyor. 

-MANYETİK TERAPİ işleyişiyle alakalı sorunları giderir. Bu yüzden Manyetiklerin işleyişlerini iyi bilmeli ve iyi gelecekleri şikayetlerin bu işleyişiyle alakalı olacağının farkında olmalı. Hepimizin ağrılarının şikayetlerinin çıkış yeri başkadır. Bu yüzden manyetiklerin iyi gelecekleri de kişiden kişiye değişiyor. 

Mesela, migren de çok başarılı sonuçlar var. Başım ağrıyor diyen kişilerin baş ağrıları tamamen duranlar da var bir kısmı geçmiş olanlar da var geçmemiş olanlar da. Migren damarsal oksijensizliğe bağlılar da çok güzel sonuçlar var çünkü çalışma alanları bu. Ama ek sinüziti varsa veya başındaki lenf  düğümcükleri iltihaplanmışsa onların ağrısı devam ediyor. Veya sadece iltihaplara bağlı baş ağrısı varsa o hiç fayda etmedi diyenlerden oluyor. Çünkü iltihaplara iyi gelir demedik. İltihaplar için ayrıca tedavi görülmeli. Ayrıca bu ayırıcı tanı için de iyi bir veri oluyor. Geçmeyen bir ağrı varsa iltihap kontrolüne kişi gidebilir. 

Bu manyetiklerin bir iyi tarafı da tedavi görülmesi gerekenlerin ağrılarını geçirip hastalığı baskılamaz örtmez.  Benim açımdan bu çok iyi bir özellik.

Veya, hormalama bana 3 kişi horlamasının da geçtiğini söyledi. Üst danışmanımınki geçmemiş. Bu horlama sebeplerinin çıkışı ile yine alakalı. Veya tinnitüsü geçenler de var geçmeyenler de. Kulak kristali zarar görmüşse etkisi olmuyor ama sinir hasarındansa geçiriyor. Veya bazıları yorgunluğuna iyi geldiğini ama tam istediği gibi olmadığını söyleyenler oluyor. Bu kişilerde de  demir, magnezyum, D ve B12, calsium  gibi eksikliklerin olduğunu görüyoruz. Bir vitamin mineral eksikliği şikayeti yine ancak onların yerine konması ile giderilir. Manyetik olsun başka tedavilerle bu sorunlar giderilemez. Eksikleri yerine koymak zorundasınız. Eksiklerin içeri emilimini de manyetikler kolaylaştırıyorlar. Bu eksiklerin vücuda yüklenmesi ile manyetiklerin etkisi daha da artıyor. Özellikle manyetikler demirle etkileşime geçtikleri için demir miktarı ile iyi gelme kapasitesi doğru orantılıdır. Veya adet ağrılarında çok memnuniyet bildirisi var.Ama arada iyi gelmeyenler de çıkıyor. Rahiminin duruşunun değişik olmasını ifade eden hasta oldu. Ateş basmasında çok memnuniyet bildirisi var. Ama iyi gelmediğini söyleyen bir hasta oldu. Kanser ve başkaca ağır ilaçlar içiyormuş onlar yapıyormuş. 

-Bir kişi umduğu bir ağrısı-şikayeti için alır. O ağrıya iyi gelebilir de gelmeyebilir de. O ağrının çıkış sebebine bağlı çünkü.  Bu bu ürünlerin iyi olmadığı anlamına gelmez.Tü tü kaka düşünemezsiniz. O ağrınıza başka çözüm aramanız gerekir. Mide ağrısına mide ilacı verirsiniz kortizon değil değil mi? Kırığa kırık tedavisi görürsünüz kanser değil değil mi? 

Manyetiklerin şöyle bir şeyi var. Umduğunuza iyi gelebilir veya gelmeyebilir ama ummadığınız bonus gibi başka şeylere de iyi geliyorlar. Vücutta işleyişi ile alakalı dengeleme yaptığı için bir şeyler değişiyor. Kişiler bilgisiz olduğu için bundan ummuyorlar. Zaten görmedikleri için de bunun iyi gelebileceğine kondurmuyorlar. Ama şu bir gerçek kiii... Zaten manyetik alanlarının desteklenmesi yırtıklarının erimişliklerinin tamiri için zaten herkesin takması gerekiyor. 

-Taktığınız müddetçe etkili olur. Çıkardıktan sonra dış etkenlerin tüketimine yine maruz kalacağınız için yeniden bu iyileştirdiklerini kaybedersiniz. Şeker tansiyon ilacı gibi sürekli kullanılacak ürünlerdir. Biri dedi ki hala iyi gelmedi. Her gün takıyorsun değil mi dedim. Evet her sabah kalktığımda takıyorum yatana kadar dedi. Şaşkınlığımı anlatamam. 7/24 diyorum oysa, gece de takılacaklar. Manyetik dalgalar da kesinti uygulanması hele başlangıçta daha manyetik alanlar şarj olmadan istenilen sonuçları geciktirir de getirmeyebilir de. Bu tıpkı cep telefonunuz gibidir. Kullandıkça şarjı biter. Biz de manyetikleri çıkarınca manyetik şarjımızı bitiririz. Ve cebin şarja konduğunda tak çıkar yapabilir misiniz yaparsanız şarj edemezsiniz. Taktığınız müddetçe sizin için iyileştirmelerini korur. Bazı hastalıkların da gelmesini engelleyebilir.

-Doğru şikayete doğru ürün kullanımı gerekir.
-Bir çok FM li danışanımdan şu yönde bilgiler geliyor. Çevresindekiler diyormuş ki psikolojiktir o iyileşme. Bu yüzden morallerini bozuyorlar. Bir çok danışanım da bunların manyetikliğini gizlemek zorunda kalıyormuş. Anlamayanların, anlamadıkları bir bilimi, anlayanı, hakir görmeye kalkışması ne acı bir tablo. Manyetik alan yoksunluğu ve sağlığa etkileri, japon biliminsanı Porf. Nakagawa tarafından ispatlandığı için bu yöndeki somut çalışmaları nedeniylen Japonya sağlık bakanlığı tarafından "manyetik terapi" destek terapiler literatürüne alınmışken siz cahil bilgisizliğinizle ne diye çaresiz çekiler içinde kalmış FM li hastanıza iyi geleninle alay edebiliyorsunuz? Bu sefil yaklaşımınızla hastanıza destek olduğunuzu onun çekilerine çare mi ürettiğinizi sanıyorsunuz? Yerine başka sizin inandığınız çilesini giderecek-dindirecek ne çare çözüm koyuyorsunuz peki? Neyle iyileşirse iyileşsin yeter ki iyileşsin diyemeyen bir kalbinizle çare çözümünüz de haliyle yoktur. 

Birde soruyorum madem psikolojik iyileşiliyor manyetiklerle biz bu manyetiklere gelinceye kadar neler denemedik ki. O psikoloji neden o kapılar da çare diye el attıklarımız da bir türlü işlemedi? Çok umutlarla gittiğimiz halde. Çekilerimiz o kadar işkence ki ..Bir an önce kurtulabilmek isteyen bizlere o psikoloji gerizekalısı neden bir sürü çarelerin peşinde tüm umutları yollara sermiş bir haldeyken işlemedi de manyetikler de çalışıp etki edebiliyor? Da bunca para- çaba sarfederken yılların yılları boyunca bir türlü niye devreye giremedi. Nasıl bir psikolojiymiş bu böyle tedavi mi seçiyor canına yandığımının.  Hadi velevki psikolojik iyileştik nolmuşş iyi gelmiş ya yaşam kalitemiz artmış ya. Ne oturup alay ediyorsunuz? Nasıl bir ciğeriniz var. İyi geldi diye üzülüyor munuz? Da bu lafları sokuşturuyorsunuz sevdiğiniz insana? Ağrılardan nihayet soluklanmış insanlar. İyi olsun da neyle iyi olursa olsun demeniz gerekmiyor mu? 

Sonra manyetik terapi de nedir deyip araştırıp bir öğreneyim demezsiniz de direk cahilin alameti direkt alay edersiniz. Bilge bir insan olsanız sorarsınız? Bu neden iyi gelebiliyor? Mantığı ne? 

Kısacası arkadaşlar manyetikler tabi ki her şey değildir çok şeydir. Manyetiklerimsiz asla. Benim için çok değerli olan bu ürünlerin bilgisini benim gibilere melhem olabilmek için yayıyorum. Şansınızı deneyin. Bunlara verdiklerinizle ne batarsınız ne yan etkisi var. Aydan aya yıldan yıla etkileri hep artıyor hep devam ediyor. 

Danışman olarak ilk manyetik ürünleri öneriyorum. Kan tahlillerine de bakıyorum. Yeni yoksa yaptırtıyorum danışanıma. Eksikler % 90 gibi çıkıyor çünkü. Manyetiklerle iyi gelenleri takip ediyorum. Çözülmeye başlayanlarla çözülemeyenlere karşılıklı bakıyoruz. Görünür şikayetler tıbbın konusudur. Psikolojik şikayetler de. Bunun dışında kalanlar da destek oluyorum. Bunlar var mı şikayetlere göre ilgili dr.alara yönlendiriyorum. Bir şeyler çıkmazsa eğer bunlara yönelik bitkisel destekler öneriyorum. 

Manyetik destekler hakkında kalan sorularınız olursa Bilge Felis hesabıma veya banu_1968@hotmail.com adresime yazbilirsiniz.








İşte Auramız 7 katmanlı, çakralarımız ve manyetik alanımız.
Kısacası ENERJİ BEDENİMİZ. Enerji bedenimiz tedavi edilmezse fizik beden tedavileri nüksedip durur veya iyileşemez. Enerji bedenin tedavisi fizik bedenin tedavisi kadar çok önemlidir. Hiç bir tedavi tek başına yeterli değildir.
Sıradaki konu da buna açıklık getireceğim.

FM li danışmanınız rehberiniz Gül Banu Aker.(Neva.Bilge Felis)
İletişim için Facebook hesabım Bilge Felis,
Energetix Neva Bilge Trakya facebook sf,
banu_1968@hotmail.com mail adresime yazabilirsiniz.
















28 Ocak 2018 Pazar

SUYUMUZ ÇOK ÖNEMLİ-NEDEN İYONİZE SU İÇELİM?

İYONİZE SU İÇMENİN ÖNEMİ



Öncelikle kendi kullanıcı olarak deneyimlerimi paylaşayım.
İlk olarak su çubuğuna öncelik vermemiştim, çünkü gerek duymadım. O sıralar da alkali su çok içiyordum . Alkali sebilimiz var. Bu su çok faydalı ama ben uykulu geziyordum. FM den ötürü böyle bir durumum vardı. Uykulu uyuşuk bir hal. İyileşme kriziyle beraber bu daha da artmıştı. ilk kullanmaya başladığımda kesintisiz 12 saat uyumalara başlamıştım. Olduğum yerde kalakalıyordum ve uyandırılamıyordum. Sonra 9 saate düştü. İyonize su neymiş ne yapıyormuş meraktan aldık. İçmeye başladığımız daha ilk günler de bir değişik zindelik geldi. 7 saat yetiyor ve sabah yapışıkbir yorgunluk olmadan zımba gibi kalakabiliyordum. Yatakla özdeş halim gitti. Sürüne sürüne kalkışlar da..Ve en önemlisi derin uyuyorum artık. Rüyalarda başrollerde sabaha kadar film çevirmelerim de. Artık rüyaları hatırlamıyorum çoğu zaman. Aman böyle iyiymiş. 

İyonize suyun iyi geldikleri: kabızlık, vücut elektriğimizin gitmesi, çat çat çarpmalar var ya, buna bağlı kalp ritim bozuklukları, nedensiz kalp şikayetlerinin gitmesi, aktif mesanenin normale gelmesi, ateş basması..İdrarı temizlemesi, kanı temizlemesi. Renkleri açık tortusuzlaşıyor zamanla. Bilişsel yetilerde ve beyin sisinde tam destek. 

Bana bir tanıdığım geçenlerde ateş basmalarının yeniden başladığını söyledi. Menapozlu. Suyunu içmeyi azaltmışsın dedim. Nerden bildin dedi. Aktif mesanesinin de başladığını söyledi. Suyunu içmediğinden dedim. Kış nedeniyle su soğuk olduğu için içemiyormuş. Ama termos taşıyın yanınızda Buradan biraz kaynar su koyup bardağınıza şişenizdeki iyonize su ile haşlama yapıp ılıklaştırıp için. İçebilme çözümleri üretmek yerine içmeme çözümü çözüm mü yani? 

Şikayetlerimizin çıkış sebebi manyetiklerin çalışma alanında ise çare çözüm oluyor. Örneğin eğer ateş hormonal ise desteğini görürsünüz eğer ateş iltihaplardansa iltihap tedavisi görmeniz gerekir. Yine örneğin tinnitüsünüz sinir hasarından ise iyi gelebilir ama kulak kristali zarar görmüşse tinnitüs bundan kaynaklı ise yardımı olmaz gibi.

Manyetik terapi iki türlüdür. biri içten biri dıştan. Su çubuğu olmazsa olmaz. Manyetik terapi den tam kapasite fayda görmek isteniyorsa su çubuğu da şart.  

<<<<<<<<<<    Sunum Bilgileri   >>>>>>>>>>>

NEDEN İYONİZE SU İÇMELİYİZ?

İKİ NEDENDEN ÖTÜRÜ İYONİZE (MANYETİZE) SU İÇMELİYİZ.
   1-SUYU CANLI SU HALİNE GETİRDİĞİ İÇİN
   2-ORTAMA (-) İYON SALDIĞI İÇİN


Su çubuğu içine konduğu suyu canlı hale getirir. Pet şişelerden içtiğimiz sular ölü sudur..


NEDİR BU ÖLÜ SU, CANLI SU?

Bir su kaynaktan çıktı mı 5-7 saat için de ölür. Moleküler yapısı birbirinin üzerine yığılıp yapışır. İri kitle haline gelen suyun içindekiler hücrelerimize giriş yapamaz hale gelir. Hücre geçirgenliğini yitirir. Bu yüzden sudaki oksijenin hücre içi girişi sağlanamaz. İşte bu manyetik su çubukları sudaki molekülleri birbirinden ayrıştırıp hareketli hale getirerek, partiküllere ayırıp 0,24 mikron kadar (ki 041 mikron hücre içi geçirgenlik için yeterlidir),(adeta mikser misali manyetik dalgaları ile zerrelere ayırıp) hücre içi geçirgenliğini sağlayarak hücrelerimize % 100 suda ki oksijen ve minerallerin girişini sağlar.

YANİ: İşlevi suya element yüklemek değil! İşlevi partikül büyüklüğü! Hücre duvarından oksijen ve besin öğelerinin geçmesi için geçirgenliği arttıracak büyüklüğe getirmesi kolaylaştırması. Çubuk tabi ki suyun içine madde ekleyemez topaklanmayı küçültüp hücre içine alacak boyuta getirir. Bu sayede yediğimiz içtiğimiz besinlerin de vücudumuzda partiküllerini küçültmekte hücre içi geçirgenliği yine sağlamakta.

ORTAMA (-) İYON SALMAK NE DEMEKTİR? NEDEN ÖNEMLİDİR?







Suyu iyonize eder. Bunun anlamı ortama (-) iyon salar. Serbest radikaller, oksidanlar gibi zararlılar (+) yüklü iyonlar taşırlar.

Mıknatıs özelliği ile (-) iyonlar hücre içindeki (+) iyonları çekerek birleşip kenetlenir ve serbest radikalleri, toksinleri vücudumuzdan dışarı atar. Hücre içi detoks yapar. İçsel temizliğimize, yardımcı olur böylece. İdrarımızın berrak rengi, kanımızın akışkan ve nar çiçeği gibi rengi bize içsel temizlikten kanıt teşkil eder.

Organizma kirliliğinin insan sağlığına nasıl zararları olduğunu bilirsek bunun önemini daha iyi anlayabiliriz.

ORGANİZMA KİRLENMESİ VE NELER YAPAR?

TÜM BU SORUNLARIN ORTAK KAYNAĞI VÜCUDUMUZA YERLEŞEN TOKSİNLER

@Aşırı yemek yeme ve sürekli aç olma haliniz artık kontrolünüz dışına mı çıktı?
@Sürekli kilo alıyorsunuz. Az bir miktar yemek yediğiniz de bile karnınız davul gibi şişiyor.
@Gaz nedeni ile oluşan istem dışı geğirmeler toplum içinde utanmanıza neden oluyor.
@Gece yorgun yatıyor, sabah yorgun uyanıyorsunuz ve tüm gün halsizlik ve yorgunluk hissiyatı içinde geçiyor.
@Düzenli tuvalete çıkamıyorsunuz, çıktığınızda ise kabızlık nedeni ile gayet uzun ve rahatsız edici bir süre tuvalette kalıyorsunuz. Kabızlık, daha büyük bir sorun olan hemoroid rahatsızlığına neden oluyor ki bu da sıkıntınızı en az 2’ye katlıyor.
@Hatta bir de iltihaplı sivilcelerle de boğuşmak zorunda kalıyor musunuz?
Dışınızı yıkıyor temizliyorsunuz ama içinizi temizlemiyorsunuz.
40 yaşına gelen bir kişi de bağırsak da daimi duran bir veya bir kaç kilo depolanmış atık ile yaşamaya başlar. (Büyük abdest ile yani.) İlerleyen yaşlar da bu miktarlar artar. Bu da vücudumuzun duvarlarından emilim ile vücuda toksin dağılımı olarak yansır.Türlü hastalıklara sebep olur.
İŞTE BU YÜZDEN DETOKS ŞART.

İYONİZE SU İLE VÜCUDUNUZA YARDIM EDİN. YABANCILAR EVCİLLERİNE BİLE İYONİZE SU İÇİRİYORKEN ...Ben de dahil...


 MANYETİK SU ÇUBUĞU NEDEN ÖNEMLİ? NEDEN İYONİZE SU İÇMELİYİZ?

Günümüzün en büyük sorunlarından biri hastalıkların çoğalması, kanser de patlama yaşanması.

Nefes hayattır nefes oksijendir. Vücudumuzun hastalıklara yakalanma sebeplerinden biri de oksijensizliktir. Oksijenle yeterli beslenemeyen hücrelerimiz ya ölüyorlar ya da yaşayabilmek için az oksijenle yaşayan forma dönüşüyorlar. Bu yeni forma dönüşmüş hücreye de kanser hücresi deniyor. Ayrıca vücudumuzun enerji üretebilmesi yani ATP üretimi için de yine oksijene ihtiyacı vardır.

Beynin az oksijenlenmesinin belirtileri: Bacaklarda, kollarda, yüzde ve genelde vücudun tek tarafında görülen güçsüzlük, uyuşukluk, hissizlik. Konuşmada güçlük çekme, konuşulanı anlamama ya da anlamsız kelimeler söyleme gibi belirtileri vardır.

Vücudumuzun az oksijenlenme belirtileri: Yorgunluk, bitkinlik, baş dönmesi, bulantı, kaslar da ağrı, depresyon, sinirlilik, çarpıntı, baş ağrısı...

Kanser olmamak, asidik vücut olmamak yani PH değerinin düşmemesi için alınması gereken önlemlerden biri de bol oksijenlenebilmeye özen göstermektir. Bu bağlam da suda var olan oksijenin hücrelere % 100 çekilmesini sağlamak için suyu iyonize eden su çubuğu çok önemlidir.


İYONİZE SU NASIL ELDE EDİLİR? SU ÇUBUĞU NASIL KULLANILIR?






:arrow:*Su çubuğu bir bardak için de 6-7 dakika durma ile suyu iyonize olur.
:arrow:*Sürahi gibi büyük kaplar da yarım saat kadar beklemekle iyonize olur. 19 lt kadar olanlar da bir çubuk yetmiyor.
:arrow:*Su çubuğunu sudan çıkardıktan sonra aynı süre kadar sonra tekrar ölü su haline döner.
:arrow:*Su çubuğunun içine konduğu kapların plastik olmamasına özen gösterilmelidir.
:arrow:*Su çubuğunun kabın içinde durduğu müddetçe iyonizedir.. Su içildikçe üstüne ilave edilmeli. Bütün aile boyu büyük kaptan içilmesi aile için de yararlıdır.

GÜNDE EN AZ 6 BARDAK İÇİLMESİ BU İŞLERİ YAPMASI İÇİN GEREKLİDİR.
  (Su çubuğu 2000 Gauss değerindedir. Neşter çeliği kalitesindedir. Alerjen

değildir. Mıknatıslar da en yüksek ayar 2200, 2000, 1800 1200 dür.)

Vücudumuzun iyon dengesinin önemini aşağıdaki resimden daha net anlayabilirsiniz.


Manyetik su çubuğunun- iyonize suyun detoks yapması çok önemli bir fırsat. Detoks demek tıkalı filtre organların açılması anlamına da gelir. Nedir bu filtre organlar? Böbrekler, bakırsaklar ve karaciğer süzme ve emilip yaparak beslenme yoluyla içeri girenlerden mineral ve vitaminleri vücudumuza kullanılmak üzere alır. Eğer bu organlar da tıkalılık söz konusu olursa yediğimiz içtiğimizden faydalanamayız süzülmeden dışarı atılırlar.

Bir arkadaşım beslenme uzmanı. Oldukça bilimsel beslenen biriydi. Şekerlemeler, pasta... zararlı karbonhidratları vs. hayatından çıkarmış. Spor ve sağlıklı beslenme ile örnek biriydi. Onun bile kanser olması; ki kanser olan vücudun PH seviyesi yaklaşık 3 ler de yani asidik bir vücut demektir, beslenmenin ne kadar muazzam, alkali olursa olsun yine de yetmediğini gösterdi. Demek ki bundan daha önemlisi tıkalı organlarımızın açık olması gerekiyor ki bu beslenmelerle girenlerden fayda sağlayabilelim.


Yine aynı şekilde bağ dokusunda ve özellikle hücreler içindeki toksik birikimler organlara olsun hücrelere olsun gerekenlerin taşınmasına engel olacak böylece hücre ve organlar gerektiği gibi beslenemeyecek hastalıklar başlayacaktır. Bu yüzden toksinlerden arınma , vücudun PH seviyesini yükseltmek için detoks şart.

FM rehberiniz Gül Banu Aker

İletişim için Energetix Neva Bilge Trakya sayfasından ulaşabilirsiniz.